Avrupa’nın en iddialı savunma projelerinden biri olan Geleceğin Muharebe Hava Sistemi (FCAS), ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle kritik bir eşikte. Airbus ile Dassault Aviation arasındaki yetki ve üretim paylaşımı tartışmaları projeyi yavaşlatırken, Berlin’in ABD yapımı F-35 Lightning II savaş uçaklarına olan bağımlılığı yeniden gündemin merkezine oturdu.
Almanya Savunma Bakanlığı Sözcüsü, Euronews’e yaptığı açıklamada, ilave F-35 alımına yönelik “somut” ya da “siyasi” bir plan bulunmadığını bildirdi. Berlin’in, FCAS’taki gecikmeleri telafi etmek amacıyla ek ABD uçağı satın alacağı iddiaları resmî olarak yalanlandı. Ancak tartışma bitmiş değil.
FCAS mı, F-35 mi?
Fransa ve İspanya ile birlikte yürütülen FCAS projesi, 2040’a kadar yeni nesil bir hava muharebe sistemi geliştirmeyi hedefliyor. Proje tamamlanırsa Almanya ve İspanya’nın kullandığı Eurofighter Typhoon ile Fransa’nın Dassault Rafale uçaklarının yerini alması planlanıyor.
Ancak program, Airbus ile Dassault arasındaki üretim liderliği ve iş paylaşımı anlaşmazlıkları nedeniyle ilerlemekte zorlanıyor. Dassault, ana yüklenici rolünü güçlendirmek isterken; Berlin, projenin gerçek anlamda ortak bir Avrupa girişimi olarak kalmasını savunuyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron projeye ivme kazandırmak için temaslarda bulundu. Ancak Merz, Fransa’nın nükleer güç statüsünün farklı savunma öncelikleri yarattığını belirterek Berlin’in projeden çekilebileceği sinyalini verdi. Macron ise Avrupa’nın tek bir ortak savaş uçağı etrafında birleşmesi gerektiğini savunuyor.
Kararın ay sonuna kadar netleşmesi bekleniyor.
Alternatifler masada
2022’de Almanya, dönemin ABD Başkanı Joe Biden döneminde, yaşlanan Tornado filosunun yerine 35 adet F-35 satın alma kararı aldı. Ancak ABD’de yönetimin Donald Trump ile değişmesi ve Washington’un NATO müttefiklerine yönelik söylemindeki farklılıklar Berlin’de yeni bir stratejik tartışma başlattı.
Uzmanlara göre Almanya’nın önünde üç yol var:
- FCAS’ı sürdürmek,
- İngiltere-İtalya-Japonya ortaklığındaki GCAP programına katılmak,
- İlave F-35 alarak ABD hattında ilerlemek.
Ancak üçüncü seçenek, kısa vadede operasyonel güvenlik sağlasa da uzun vadede teknolojik bağımlılık riskini artırıyor.
“Avrupa’dan al” stratejisi
Berlin, 2026 federal bütçesinde savunmaya 108,2 milyar avro ayırdı. Hükümet planlarına göre büyük tedarik sözleşmelerinin yalnızca yaklaşık yüzde 8’inin ABD’li firmalara gitmesi öngörülüyor. Ama gerçek şu: F-35 gibi ileri teknoloji platformlar ABD ihracat kontrollerine (ITAR) tabi ve kritik yazılım altyapısı Washington denetiminde.
Kamuoyunda tartışılan “kill switch” iddiaları doğrulanmış değil; ancak F-35’in karmaşık yazılım güncellemeleri ve lojistik bağımlılığı, Almanya’nın tam operasyonel özerkliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan F-35A modeli, ABD yapımı B61-12 nükleer bombasını taşıma sertifikasına sahip. Bu durum, Almanya’nın NATO’nun nükleer paylaşım çerçevesindeki rolü açısından uçağı stratejik hâle getiriyor. Yani mesele sadece savunma sanayii değil; nükleer caydırıcılık dengesi.
Berlin’in manevra alanı daralıyor
Uzmanlar, Almanya’nın kısa vadede “çift hatlı” bir strateji izlemek zorunda kalacağını belirtiyor: ABD ile askeri entegrasyonu korurken, Avrupa merkezli savunma kapasitesini hızla güçlendirmek.
Gerçekçi tablo net: Avrupa henüz ABD olmadan tam güvenlik mimarisi kurabilecek noktada değil. Ancak FCAS’ın çökmesi, Avrupa savunma entegrasyonu açısından büyük bir geri adım olur.
Berlin ya ABD teknolojisine uzun süreli bağımlılığı kabullenecek ya da milyarlarca euroluk bir stratejik risk alarak Avrupa merkezli bir savunma mimarisi için kumar oynayacak. Karar yalnızca bir uçak tercihi değil; Almanya’nın 2040 sonrası jeopolitik yönünü belirleyecek bir eşik.
Kaynak: https://opennewsmedia.com/2026/02/22/almanyada-f-35-acmazi-berlin-avrupa-projesini-riske-atar-mi/
