15.03.2026 21:02
Aromsa Oda Orkestrası, 12 Mart konserinde Barok dönemden kadın bestecilerin eserlerini seslendirirken, genç Türk besteci Melisa Uzunarslan’ın “Kanlıca Süiti”nin dünya prömiyerini de sahneye taşıdı. Konser programı, kadın bestecilerin görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.
Klasik müzik tarihi genellikle birkaç büyük erkek bestecinin adı etrafında şekillenir. Oysa aynı dönemde üretmiş ve virtüözlükleriyle Avrupa saraylarında ün kazanmış birçok kadın besteci de vardır. Ne var ki, tarih kitapları ve müzik eleştirmenleri çoğu zaman bu kadınları görmezden gelmiş veya “birinin eşi” ya da “birinin kızı” olarak anmakla yetinmiştir.
Aromsa Oda Orkestrası’nın 12 Mart akşamı gerçekleştirdiği konser, işte bu geri planda kalmış sesleri yeniden sahneye taşıyan bir program olarak öne çıktı. Kemancı ve sanat yönetmeni Cihat Aşkın, konser öncesi yaptığı konuşmada müzik tarihinin tek taraflı anlatısına dikkat çekerek, kadın bestecilerin eserlerinin repertuvara kazandırılmasının önemini vurguladı. Konserde Barok dönemin öne çıkan isimlerinden Maddalena Laura Sirmen ile Fanny Mendelssohn’un eserleri seslendirildi. 1745 doğumlu Venedikli kemancı ve besteci Sirmen’in bazı eserleri uzun süre yalnızca el yazması notalar halinde kalmış, ancak son yıllarda yapılan çalışmalarla yeniden gün yüzüne çıkarılmıştı.
Eser 3 bölümden oluşuyor
Konserin uluslararası solistleri Linda Hedlund (keman) ve Eunbin Lee (viyola), Mozart’ın Sinfonia Concertante eserinde sahnede buluştu. İki solistin dengeli ve zarif yorumları, orkestranın eşliğiyle gecenin en etkileyici klasik anlarından birini yarattı.
Gecenin asıl sürprizi ise genç Türk besteci Melisa Uzunarslan’ın dünya prömiyeri yapılan eseri Kanlıca Süiti oldu. Üç bölümden oluşan eser, bestecinin çocukluğunu geçirdiği Kanlıca’yı müzik aracılığıyla adeta bir hafıza mekânına dönüştürüyor. İlk bölüm, Kanlıca’nın doğasını ve Boğaz kıyısındaki huzurlu atmosferini yansıtan sakin ve geniş nefesli bir müzikal dil kuruyor.
Kanlıca’nın doğası ve çocukluk anıları müzikle sahneye yansıdı
İkinci bölüm ise daha kişisel bir hikâye anlatıyor. Bestecinin 9 yaşında sırtında kemanıyla her gün Fıstıklı Yokuşu’nu inip çıkan küçük bir çocuk olarak yaşadığı deneyim, ritmik ve hareketli bir yapı içinde müziğe dönüşüyor. Sanki bir çocuğun merakı, koşuşturması ve heyecanı notalara taşınmış gibi.
Üçüncü bölümde ise Kanlıca’nın sosyal hayatı ve mahalle atmosferi sahneye geliyor. Müziğin dokusu daha canlı, daha konuşkan. Sokakların, insanların ve gündelik hayatın enerjisi hissediliyor.
Uzun yıllardır sanata verdiği destekle bilinen Aromsa’nın katkısı, kadın bestecilerin görünürlüğünü artırmayı amaçlayan bu anlamlı programın gerçekleşmesinde önemli bir rol oynadı. Türkiye’nin önde gelen aroma ve gıda bileşenleri üreticilerinden Aromsa, son yıllarda kültür ve sanat alanına verdiği destekle de dikkat çekiyor. Şirketin yönetim kurulu başkanı Murat Yasa, özellikle klasik müzik projeleri ve genç müzisyenlerin desteklenmesi konusunda çeşitli girişimlere öncülük ediyor. Aromsa, İstanbul Müzik Festivali’nin sponsorları arasında da yer alıyor. Aromsa Oda Orkestrası ise bu yaklaşımın bir uzantısı olarak nitelikli müzik üretimini desteklemeyi ve genç sanatçıların görünürlüğünü artırmayı amaçlayan projeler düzenliyor.
Kaynak:https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/kadinlarin-sesi-sanatin-gucu-2486916
