Dijitalleşen dünyada “modern bir dışlama biçimi” olarak öne çıkan ghosting üzerine yapılan bilimsel araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, herhangi bir açıklama yapılmadan aniden sonlandırılan ilişkilerde yaşanan belirsizlik, kişinin zihninde sürekli bir “neden?” sorusu yaratarak süreci daha karmaşık hale getiriyor.
Sosyal medya ve flört uygulamalarının hayatın merkezine yerleşmesi, ikili ilişkilerde “sessizce yok sayma” anlamına gelen “ghosting” kavramını en büyük psikolojik sorunlardan biri haline getirdi. İtalya’da yürütülen yeni bir bilimsel çalışma, bir açıklama borçlanarak ortadan kaybolmanın, muhatabı üzerinde açıkça “seninle görüşmek istemiyorum” demekten çok daha ağır bir tahribat bıraktığını kanıtladı. Milano-Bicocca Üniversitesi araştırmacılarına göre, bu belirsizlik hali bireyin “kapanış” yapmasını engelleyerek travmanın süresini artırıyor.
BELİRSİZLİĞİN DOĞURDUĞU DUYGUSAL BOŞLUK VE “KAPANIŞA DUYULAN İHTİYAÇ”
Araştırmanın temel bulgusu, reddedilme eyleminin kendisinden ziyade, bu eylemin sunuluş biçiminin iyileşme hızı üzerindeki etkisi oldu. Doğrudan reddedilen bireylerde negatif duygular aniden yükselse de, durumun kesinliği sayesinde iyileşme süreci hızla başlıyor. Öte yandan ghosting’e maruz kalanlar, “Neden bitti?”, “Bir hata mı yaptım?” veya “Başına bir şey mi geldi?” gibi cevapsız sorularla baş başa bırakılıyor. Bu belirsizlik, beynin durumu anlamlandırma yetisini sekteye uğratarak yas sürecinin başlamasını geciktiriyor. Uzmanlar, ghosting’i sadece bir ayrılık değil, bir tür sosyal soyutlanma ve cezalandırma yöntemi olarak tanımlıyor.
MİLANO-BİCOCCA ÜNİVERSİTE’NDEN DİKKAT ÇEKEN ARAŞTIRMA
İtalyan bilim insanları, ghosting’in etkilerini ölçmek için katılımcıların geçmiş anılarına dayanmak yerine gerçek zamanlı bir deney kurguladı. Günlük tutma metodunun kullanıldığı deneyde, katılımcıların bir kısmı sahte profiller tarafından açıkça reddedilirken, bir kısmı hiçbir açıklama yapılmadan yok sayıldı. Altı ve dokuz günlük periyotlarla takip edilen katılımcıların özsaygı, sosyal aidiyet ve kontrol ihtiyaçları ölçüldü. Sonuçlar, ghosting grubundaki bireylerin özsaygılarının ciddi şekilde zedelendiğini ve iyileşme grafiklerinin reddedilen gruba göre çok daha yavaş bir seyir izlediğini gösterdi.

CİNSİYET AYIRT ETMİYOR: İYİLEŞME SÜRECİ HERKES İÇİN UZUYOR
Araştırmanın ikinci evresinde, toplumsal cinsiyet rollerinin bu psikolojik tepkiler üzerindeki etkisi incelendi. Dokuz gün süren ve hem hemcins hem de karşı cins eşleşmelerinin yer aldığı deneyde, erkek ve kadınların ghosting karşısındaki tepkilerinin benzer olduğu saptandı. Cinsiyet fark etmeksizin tüm katılımcılar, belirsizliğin tetiklediği kronik bir duygusal huzursuzluk bildirdi. Araştırma ekibi, “Reddedilmeye verilen yanıt daha dakik ve netti; olaydan hemen sonra patlak verdi ve ardından dindi. Ghosting ise daha yavaş, daha sinsi ve daha uzun süreli bir tepkiyi tetikledi” ifadelerini kullandı.
MODERN İLİŞKİLERDE “SESSİZLİK” BİR İNCELİK DEĞİL, DUYGUSAL ZARAR VEREN BİR DAVRANIŞ
Pek çok kişi, birini doğrudan reddetmenin “kaba” olacağını düşünerek sessizce uzaklaşmanın daha kibar bir yol olduğuna inanıyor. Ancak bilimsel veriler bunun tam tersini söylüyor. Açık bir iletişimle ilişkiyi sonlandırmak, karşı tarafa yasını tutabileceği ve yoluna devam edebileceği bir alan tanırken; ghosting, kişiyi dipsiz bir belirsizlik kuyusuna mahkum ediyor. Bilim insanları, dijital platformlarda yaygınlaşan bu davranış kalıbının, toplumun genel ruh sağlığı üzerinde kalıcı bir aşınma yarattığı uyarısında bulunuyor.
04.04.2026 14:25
Kaynak:https://www.cumhuriyet.com.tr/yasam/sessiz-terk-edilisin-agir-faturasi-ghosting-dogrudan-reddedilmekten-daha-fazla-yaraliyor-2492299
