Halk Kültürünü Edebiyata Taşıyan Usta: Yaşar Kemal

28.02.2026 18:23

Bugün Yaşar Kemal’in ölüm yıldönümü. Yaşar Kemal’in romanlarında, hikayelerinde, röportajlarında halk kültürünün, destanlarının, ağıtlarının izlerine her an rastlayabilirsiniz. Onun roman kahramanları; bir destandan, bir ağıttan çıkmış gibidir.

“Gençliğimin sekiz dokuz yılı folklor derlemeleriyle geçti. Derleme kolay bir iş değildi. Daktilom yoktu o zamanlar, bu yüzden el yazılarımı temize çekemiyordum. Salt sarı defterleri bir sandıkta üst üste yığıyordum.”

Edebiyatımıza romanlarıyla damga vuran Yaşar Kemal, çocukluk ve gençliğinin ilk yıllarını halk derlemeleriyle geçirir. Edebiyata henüz 8-9 yaşlarında destanlar, türküler ve ağıtlarla merhaba der. Küçük yaşta halk anlatılarına duyduğu ilginin en büyük nedeni, evde Evdale Zeynike, Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nun seslerinin yükselmesiydi. Evleri, dengbejlerin ve halk ozanlarının uğrak yeriydi.

Yaşar Kemal, köylerine gelen halk ozanlarını dikkatle dinler, hatta kimi zaman onlarla atışmaya kalkışırdı. Bu yeteneği, köye gelen Aşık Ali ve Aşık Rahmi’nin dikkatini çeker ve henüz 8-9 yaşlarındayken Yaşar Kemal’i geleceğin Karacaoğlan’ı olarak görürler. Kadirli’nin Hemite köyü ve çevresinde onun adı “Aşık Kemal” olarak anılır.

Yaşar Kemal, yaktığı ağıtları ve söylediği türküleri unuttuğunu fark edince bu eksikliği gidermek için kendi köyüne bir saat uzaklıktaki Burhanlı köyüne gider ve üç ay içinde okuma yazmayı öğrenir.

Derleme Dönemi ve “Türkülerin Müfettişi” Yaşar Kemal

Derleme Dönemi ve “Türkülerin Müfettişi” Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, 1939-1951 yılları arasında türkü söyleyip ağıt yakmaktan derleme dönemine geçti. Toroslar’da dağ taş demeden gezip gittiği her köyde, Köroğlu’ndan hikâyeler anlatarak halkın ilgisini çeker; ardından köylere dönerek “Hadi, şimdi sıra sizde” diyerek ağıtlar, türküler ve destanlar toplar. Bu derlemeler ilk olarak Abidin ve Arif Dino kardeşlerin dikkatini çekti. Abidin Dino, bu gencecik çocuk için Milliyet gazetesinde şunları yazar:

“Gözümün önünde bir deri bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal Sadık Göğceli. Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan iki de bir kopup gelir Adana’ya, çöker önümüze; ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmış.”

Abidin Dino, Yaşar Kemal’in bitip tükenmeyen çabası için ona “Türkülerin Müfettişi” adını taktı.

1943’te Halkevlerinin katkısıyla Yaşar Kemal’in derlemeleri “Ağıtlar I” adıyla yayımlandı. Ancak halkla yakın ilişkiler kurması, yönetimler tarafından tepkiyle karşılanmasına neden oldu; evine baskın yapıldı ve derlemelerin yer aldığı sarı defterler yakıldı. Yaşar Kemal bu durumu şöyle anlatır:

“Her seferinde bu defterler polis kazasına uğruyordu. Yalvar yakar, kimse gözünün yaşına bakmıyordu. Yapmayın etmeyin, bunlar ulusal kültürün bir parçası… Kim anlar, kim dinler…”

Yaşar Kemal üzerindeki baskıları azaltmak amacıyla 21 Ekim 1944’te Halkevi bir vesika yayımladı:

“Adana Halkevleri tarafından verilen bir vesikadır. Halkevimiz elemanlarından olup, bu kere folklor derlemesine memur edilen Kemal Sadık Göğceli’ye kaza, nahiye ve köylerde lazım gelen kolaylığın gösterilmesini saygılarımla rica ederim.
Adana Halkevi Reisi Eczacı Hasan Basri Arsoy.”

Yaşar Kemal’in romanlarında, hikâyelerinde ve röportajlarında, uçsuz bucaksız halk kültürünün, destanların ve ağıtların izlerine her an rastlamak mümkündür. Onun yarattığı her roman kahramanı, bir destandan ya da ağıttan çıkmış gibidir. Yaşar Kemal, halkı anlatmanın en güzel yolunun yine halkın kendisi olduğunu bilir.

Kaynak:Türkülerin müfettişi: Yaşar Kemal – Evrensel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir