Antik Piramitlerden Yağmur Ormanlarına: Maya Treni ile Yucatan Keşfi

Maya Treni, Meksika’nın Yucatan’ı turizm ve ticarete açma projesi. Bu koca orman büyük bir değişimin eşiğinde. Tarihte devamlı yaşadıkları şehirleri terk edip yenilerini kurmakla ünlü Mayaları yeni bir mücadele bekliyor gibi.

Güney Amerika virüsünü ilk defa üniversite yıllarımda Teotihuacan Piramidi’nin tepesine varınca kaptım. Mexico City’deki tarih ve antropoloji müzesinde Amerika insanlarının 15 bin yıllık yolculuğunun ne kadar derin olduğunu anlayınca içimde vazgeçilmez bir tutku oluştu. Bir sonraki yolculuğumu Meksika’nın derin ormanlar ve Maya uygarlığını barındıran yarımadası Yucatan’a yaptım. 

Bu seferki gezimde yeni bitmiş olan Maya Treni’ne binerek “Tren beni nereye götürürse kabulüm” diye bir yolculuğa çıktım. Öyle bir zamanlama seçmişim ki, Meksika’daki kartel olaylarına rast geldim. Neyse ki seyahatin orman kısmını uzatınca sorunsuz şekilde Cancun Havaalanı’na ulaşabildim. Maya Treni, yağmur ormanlarındaki doğayı yaşamak, henüz keşfedilen arkeolojik şehirleri gezmek, binbir farklı tonuyla Maya mavisinde yüzmek ve en önemlisi de sakin ve nazik Mayalar ile zaman geçirmek için çok iyi bir bahane oldu. 

Cancun ve Tulum’u duymuşsunuzdur. Bizim Bodrum/Alaçatı sendromumuza yakalanmış diye niteleyebileceğim bu iki şehir bir aralar doğal güzelliği, plajları ve ormanlarıyla bilinirken, artık milyonlarca turistin geldiği beş yıldızlı tatil köyleri, kartel savaşları ve sefalet ile boğuşan yerler olmaya doğru koşuyor.

Siyah Jaguar’ın İzinde: Ek’ Balam’ın Dik Basamakları

Bu gezide ulaşması zor yerlere gitmeyi hedefledim. Maya treni şehrin keşmekeşinden kaçıp ormandaki bu yerlere ulaşmak için iyi bir araç oldu. Cancun’dan trenle Ek’ Balam (siyah jaguar) arkeolojik şehrine yollandım. Jaguar, Maya kültüründe en güçlü ve kutsal hayvanlardan biri; gücü, geceyi, yer altını ve kutsal otoriteyi temsil ediyor. Ana piramit iki bin yıl önceki kullanımına en yakın şekilde, üzerindeki tapınak, kireç taşı kabartmalar ve palmiye yaprağı kaplı çatılarıyla korunmuş. 30 metrelik piramide tırmanırken Mayaların bu aşırı dik ve dar basamakları düşmanlar tırmanamasın diye yaptıklarını kendime hatırlatmak zorunda kaldım. Yakındaki Valladolid şehri ise tipik kolonyal tarz mimariye sahip rengarenk evleri ve havuzlu avlularıyla çok güzeldi.

Turkuaz Suların Kıyısındaki Antik Liman: Tulum

Tulum’a ulaşınca motorlu taşıtların içeri alınmadığı özel koruma alanı Jaguar Parkı’nda kaldım. Tabii jaguarlar ormanı terk etmişler bile. Öyle sert bir rüzgar vardı ki ne denizdeki yosunların kokusunu duydum ne de şehrin kakofonisini hissettim. Tulum harabeleri gördüğüm en etkileyici lokasyonlardan biri. 1500’lerde okyanus ötesinden gelen İspanyollar turkuaz denizin dibinde yükselen bu liman şehrini görünce dehşete kapılmış olmalılar. Eski dünyadan getirdikleri virüsler ve barutlu silahlarıyla bu toprakları ele geçirmeleri kısa sürüyor. Oysa bugün Tulum da dahil tüm Yucatan’daki insanlar gelenekleri, dilleri ve genetik özellikleriyle “Biz Maya’yız” diyorlar.

Ormanın Kalbindeki Yaşam: Sian Ka’an ve Gizli Lagünler

Atlantik kıyısının güneyinde birçok lagün bulunuyor: Sian Ka’an milli parkı ve daha da güneydeki Bacalar. Lagün ve etrafındaki ormanının altındaki sulak araziler buradaki canlıların binlerce yıldır yaşam desteği olmuş. Park jaguar, puma, uluyan maymun, timsah, iguana, boa yılanı, kartal gibi sayısız hayvana ev sahipliği yapıyor. Ormanın içinden geçen tahta bir yoldan yürüyerek antik şehre, sonra da lagüne, hatta tekneye binerek okyanusa ulaşılabiliyor. Cancun ve Tulum dışına adım attığınız anda çok sakin ve muhteşem yerler bulunabiliyor.

Gökyüzüne Uzanan Sır: Ichkabal Piramidi’nin Zirvesi

Kartel olaylarının patladığı pazar günü yol kapama haberleri gelince kimsenin gitmeyeceği bir yere gitmeye karar verdim. Ormanda iki saatlik bir yolculukla ulaşılan Ichkabal arkeolojik alanı 1995 yılında keşfedilmiş. Chichen Itza’dan da büyük, 60 hektara yayılmış şehrin çoğunluğu bugün yer altında. Tüm Maya şehirleri gibi bilinmeyen bir sebeple terk edilmiş. Kuraklık ve çatışmalar en olası senaryolar.

Orta Amerika piramitleri hep sürprizlerle dolu. Ichkabal piramidinin sadece tepesi açığa çıkarılmış, ilk yirmi metrenin üzeri toprak ve ağaç kaplı. Çamurlu çok dik bir keçi yolunda yukarı tırmanıyorsunuz. 41 metreye çıkmak, 15 katlı dik merdivenli bir binaya çıkmak gibi. En tepeye ulaştığımda beni bir sürpriz bekliyordu. Karşımdaki güvenlik görevlisi benden önce piramide tırmanmış, elinde telsiziyle gülümseyerek beni karşıladı. Meksika devleti Ichkabal’in tepesine benim için güvenlik görevlisi diktiğine göre sanırım işi şansa bırakmak istemiyor!

Tepede önce yeşil bir sonsuzlukla karşılaşıyorsunuz. Sanki denizin ortasında bir teknenin direğine çıkmak gibi. 360 derece bir orman. Dünyanın gürültüsü, canlılar kayboluyor. En az iki bin yıl önce burada insanların sizinle aynı boşluğa baktığını ve bu devasa binayı bu sonsuzluğu görebilmek ve gökyüzüne yakın olabilmek için yapmış olduklarını biliyorsunuz. Hem korkutucu hem nefes kesici.

Değişimin Eşiğindeki Yucatan: Mayaları Neler Bekliyor?

Tüm antik Maya şehirleri ilk bakışta ormanın içinde kaybolmuş çok sofistike bir uygarlığın kalıntıları gibi görünüyorlar. Oysa Mayalar birkaç bin yıl boyunca kuraklık, iklim değişikliği, nüfus baskısı ve savaşlar yüzünden kurdukları şahane şehirleri doğaya terk edip yenilerini kurmuşlar. Bugün sadece Meksika’da 6-8 milyon, Orta Amerika’da birkaç ülkeye yayılmış 12 milyon civarındaki büyük bir topluluk olarak hiç kaybetmedikleri gelenekleriyle yaşamaya devam ediyorlar. 

Tren jaguarları ve yaşadıkları ormanı tehdit ederken bu genişleme Mayalar için ne anlama gelecek? Yaşadıkları kültürel ve ekonomik eşitsizlikleri bir tren ortadan kaldırabilir mi? Cancun ve Tulum’un son 20 yılda geçirdiği dönüşüm bana geçmişte Mayaların yaşayamayıp terk ettikleri şehirleri hatırlatıyor. Umarım Yucatan’ın kalanı da tarihin tekerrürüne takılmaz.

Bu detaylara dikkat!

30 Milyar Dolarlık Mega Proje: Beklentiler ve Gerçekler

Maya Treni 30 milyar dolara mal olmuş, 1550 kilometreyle Yucatan’ı çevreleyen bir proje. Önceki devlet başkanı Obrador’un mega projesi olan trenin tamamı ormanın içinden gidiyor. Yucatan, ekonomik gelişimden nasibini pek almamış, tarım ve turizm gelirleriyle var olan bir bölge. Tren kapasitesinin şimdilik sadece yüzde 5’i kullanılıyor, kâra geçmesi için 10-20 yıl gerekiyor. Bindiğim tüm trenlerde çok görevliye ama az yolcuya rastladım.

Ormanın İçindeki İstasyonlar: Trene Ulaşma Çilesi

Maya treni pek modern ve gayet güzel çalışıyor. Ama trene varmak zor! İstasyonlar şehrin dışında ormanın içine yapılmış. Muyil’den trene ulaşmanın yolunu bulamayınca yemek yediğim kafe sahibi beni istasyona arabasıyla yolladı!

Ekolojik Endişeler: Tren Yolu Doğayı Nasıl Etkiliyor?

Tanıştığım çoğu kişi projeye karşıydı. Ana problem ormanı keserek ilerleyen tren yolunun sadece ağaçları kesmesi değil, aynı zamanda önemli yer altı su kaynaklarından birine sahip yarımadanın altındaki su havzalarını kesintiye uğratması. Meksikalılar treni hem pahalı hem de erişimi zor buluyor ve şimdilik otobüsü tercih ediyorlar. Bunu protesto ettikleri için mi, yoksa alışkanlık değişikliği gerektiği için mi yapıyorlar, emin değilim.

13.03.2026,13.16

Kaynak:https://gazeteoksijen.com/yazarlar/aysegul-ildeniz/yucatan-ormanlarinda-yolculuk-maya-treni-268583

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir