27.02.2026 14:49
Haftanın altı günü çalışan ve okuma yazmayı Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği’nde öğrenen, hayatın tüm zorluklarını genellikle “sonra” diyerek erteleyen işçi kadınlar, “Sonra” adlı oyunla sahneye çıktı.
“Ben sadece biraz kendim olmak istiyorum.
Ben sadece kendime ait bir zaman istiyorum.”
Kendini keşfetmek, var olmak ve yalnızca kendisine ait bir zaman isteyen kadınların hikâyesi, “Sonra” adlı oyun geçtiğimiz gün Tuzluçayır’da sahnelendi.
Oyun öncesi, hem salonu dolduran seyircilerin hem de sahneye çıkacak kadınların heyecanı ve mutluluğu gözlerinden okunuyordu. İzleyiciler komşularını, dostlarını görmek için işlerinden ve evlerinden gelmiş; sahnedeki kadınlar ise ev işlerinden ve çalışma hayatlarından arta kalan zamanlarda oyuna hazırlanmıştı. Oyuncular arasında haftanın altı günü çalışan, yaşlı bakımı yapan, beş günü temizlik işinde geçen ve okumayı yazmayı Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği’nde öğrenerek senaryoya çalışan kadınlar bulunuyordu.
“Sonra yok, şimdi” mücadelesi
Oyun başladığında sahnede isimsiz bir kadın, eşi ve kayınvalidesi yer alıyor; kadını baskılarıyla çembere alan diğerleri de orada. Çemberin parçaları, “Biz komşuyuz, biz akrabayız, biz düzeniz” diyerek kadının etrafını sarıyor.
Hemen ardından işten eve gelip ev işleri arasında kaybolan bir kadını izliyoruz. “Birazdan işim bitecek” derken önüne mutlaka bir ev işi daha ekleniyor. Kadın, “Sonra dinlenirim, sonra dışarıya çıkarım” dedikçe günleri aynı çemberin içinde dönüp duruyor: “Ütüsüz gömlekler, akşam yemeği, çocuğun ödevi…”
Senaryo, salonu dolduran kadınların hayatından kesitler sunuyor. Ancak sahnedeki kadınlar, seyircileri de yanına alarak bu “kaderi” ellerine geçiriyor. Forum tiyatro yöntemiyle sahnelenen oyunda seyirci ve oyuncu ayrımı ortadan kalkıyor; birlikte oyunu yeniden inşa ederek problemlere çözüm arıyorlar.
Sorunlara çözüm aranırken salondan bildik öneriler yükseliyor: “Daha sert tavır göster, annesi yanında olursa daha güçlü hisseder, kadın önce kendini eğiterek başlamalı özgürleşmeye.”
Tüm bunların ötesinde sahnede, ev işlerinden tükenen kadının “belki sonra” dediği her an, salondaki kadınlardan “Sonra yok, şimdi!” müdahalesi geliyor.
Hayatın kendisi sahnede
Tuzluçayırlı kadınlar, biriktirdikleri özlemleri ve hayalleri “Sonra” adlı tiyatro oyununda sahneye taşıyor. Yönetmenin oyuna dair sorduğu “Tanıdık geldi mi?” sorusuna seyircilerden “Tanıdık değil, hayatımız bu” yanıtları yükseliyor.
Kadınlar, sahnede yalnızca rollerini oynamıyor; kendi yaşam deneyimlerini de oyuna taşıyarak hem tiyatronun hem de hayatın bir parçası olduklarını gösteriyor. Sahneye bakan gözler, sadece bir hikâyeyi değil, benzer hayatlar yaşayan, mücadele eden kadınların cesaretle var oluşunu ve sahneyi direnişin aracı olarak kullanışını görüyor.
Tuzluçayırlı kadınlar, sahnede seslendirdikleri taleplerle—sığınmaevi, insanca yaşanacak ücret, okullarda bir öğün ücretsiz yemek—tüm kadınları “Sonra değil, şimdi” demeye ve 8 Mart’ta yan yana gelmeye çağırıyor.
Kaynak:https://www.evrensel.net/haber/5972544/sonra-degil-simdi
