Gençlerin sesi: Tuğçe Tatari “Gençler Nereye” kitabında görünmezliği ve sınıfsal eşitsizliği tartışıyor

27.02.2026 15:02

Gençler Nereye: Bir Kuşağın Peşinde” kitabında pek çok gençle konuşan Tatari, sınıfsal uçurumların gençlerin kaderini nasıl belirlediğini anlatıyor. Çeteler, bağımlılık, zorbalık ya da ayrıcalıklar… Ortak duyguları ise aynı: görülmemek.

Gazeteci ve yazar Tuğçe Tatari, Literatür Yayınları’ndan çıkan “Gençler Nereye: Bir Kuşağın Peşinde” adlı kitabında, Z kuşağı olarak adlandırılan gençlerin farklı sosyal ve ekonomik koşullarda nasıl hayatlar sürdüğünü gözler önüne seriyor. Tatari, gençlerin sosyo-ekonomik durumlarına göre çetelere, bağımlılıklara veya zorbalığa maruz kalma oranlarının değiştiğini vurgularken, hepsinin ortak sorununun “görünmemek” olduğunu belirtiyor. Kitap, kuşakları şekillendirenin içine doğdukları dönemin etkilerini de detaylı biçimde ele alıyor.

“Ülkenin 4 bir yanındaki sokaklarda aynı soruyu aradım”

Öncelikle bu kitabı yazmaya başlamanızdaki motivasyonunuzu merak ediyoruz. Sizi bu kitabı yazmaya iten neydi?

İlk motivasyonum evde hızla büyümekte olan bir çocuğum olması ve gençlik olgusu hayatına girdiğinde nelerle karşılaşacağını anlamak istememdi.

Annelik ve gazetecilik bir araya gelince kişinin üretimlerinin yönü de değişebiliyor bazen. Bebeklik döneminden çocukluğa geçti dönemde de ülkenin, dünyanın gündeminde olan meseleleri kendi yaşı doğrultusunda konuşup, anlatabilmek adına da “politik çocuk kitapları serisi” hazırlamıştım.

Kendi çocuğunun gençliğini düşünürken Türkiye de genç olmanın nasıl bir durum olduğunu düşünüyorsun aslında. Bunun cevabı da sokakta. Ben de ülkenin 4 bir yanında sokaklarda bu sorunun cevabını aradım.

Birçok farklı gençle konuşmuşsunuz. Konuştuğunuz gençleri belirlerken çizdiğiniz bir sınır var mıydı?

Açıkçası özellikle her kesim, her çevre ve her sosyo-ekonomik seviyeden gence temas etmeye çalıştım. Hatta aynı meseleyi fakir bir gençle zengin bir genç ne gibi farklılıklarla yaşıyor kısmını özellikle görünür kılmak istedim.

“Maddi durumu yüksek ailelerin çocuklarının belaya bulaşması yok denecek kadar az”

Konuştuğunuz farklı ekonomik ve sosyal ortamlarda büyüyen gençlerin en temel farkları ve benzerlikleri nelerdi?

En temel benzerlikleri duyulmuyor ve görülmüyor olmaları. Önce ailede bu sorunu yaşıyor sonra sorun toplumsallaşıyor ve bir devlet politikası olarak gençlerin duyulmadığı ve görülmediği sonucuna ulaşıyoruz.

Farkları ise şu maddi durumu yüksek ailelerin çocuklarının belaya bulaşma, çetelerin eline düşmek, zorbalanmak veya can güvenliği gibi sorunları yok denecek kadar az.

Anlattığınız hikayeler yaşaması zor hikayeler olsa da pek çok kişinin deneyimlediği hikayeler de aynı zamanda. Bu hikayeler arasında sizi en çok etkileyen hangisiydi?

Sonu başarısızlık veya başarı fark etmez, içinde büyük mücadele barındıran hikayelerden çok etkilendim. Bazısının bir sözünden bazısının tüm hayat deneyiminden günlerce çıkamadığım oldu. Özellikle genç ve fiziksel dezavantajlı bir kadın arkadaşın tüm çocukluk ve ilk ergenlik dönemini ağır zorbalıklara maruz kalarak geçirdiği deneyimlerin ardından bir karar vererek hayatının yönünü değiştirebilmiş olmasından etkilendim.

O iç güç, tüm olumsuzlukları nasıl aşmış, ben olsam yapabilir miydim diye çok düşünmeme neden oldu.

Kitapta bahsettiğiniz gençlerin hepsinin öfkeli olduğunu hissediyorum. Bu öfkenin başlıca nedenleri ne?

Görülmemek ve duyulmamak yanıtını veririm yine. Sisteme de insanlara da, kendilerinden göreve avantajlı hayatlara da aynı yerden öfkeliler; bizi görmüyor ve duymuyorlar diyorlar.

Kitapta sizi en çok etkileyen hikaye hangisiydi?

Bir örnek daha vereyim; uyuşturucu bağımlılığından müzdarip bir gencin hayata tutunma mücadelesinden de çok etkilendim, vicdani redçi bir gencin inandığı ve seçtiği yol uğruna vazgeçebildiklerinden de.

“Kuşakları şekillendiren içine doğdukları atmosfer”

Siz bugünün “Z kuşağı” diye adlandırılan gençlerini kaleme almışsınız. Bugünün gençlerinin, kendilerinden önceki kuşaklardan farkı ne sizce? Yaşadıkları duygularda farklı olan ne?

Bu çalışma için hazırlanırken anladım ki kuşakları şekillendiren, onları yönlendiren içine doğdukları dönem ve atmosfer oluyor.

Gençleri bir kuşak adı ile topyekün hepsi aynıymış gibi adlandırmak da sağlıklı bir veriye ulaştırmıyor bizi.

Her biri tek ve biricik olan bu kuşak içinde yaşadığımız siyasi ortamın, ekonomik koşulların ve sosyo-kültürel imkanların bir sonucudur. Ve dönemler birbirine benzedikçe kuşaklar da benzer. Benim kuşağım misal 80 kuşağıdır ve tamamen o günün koşulları ben ve yaşıtlarımın eğilimlerini, genel tutumlarını belirlemiştir. Ama bu da hepimiz aynı yerde aynı şeyi yapmışızdır anlamına gelmez.

Kaynak:https://www.evrensel.net/haber/5972572/tugce-tatari-ile-gencler-nereye-kitabini-konustuk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir