​Hiç Alerjim Yok Demeyin! Modern Dünyanın Yeni Tehdidi: Sonradan Gelen Alerji

22.05.2026 22:33

Çocukluğunda hiçbir alerji belirtisi yaşamayanlar bile artık yetişkinlikte polen krizleriyle tanışıyor. Son 20 yılda solunum yolu alerjilerinde patlama yaşanmasının arkasında sadece genetik değil, modern dünyanın getirdiği kirlilik yatıyor. Uzmanlar hava kirliliğinin artık polenleri bile daha ‘saldırgan’ hale getirdiğini söylüyor. İşte bu ‘sessiz salgın’ karşısında şehir hayatının ve iklim krizinin yarattığı büyük tehlikeler…

Hayatı boyunca tek bir kez bile bahar aylarında alerjik semptomlar yaşamayan biriydim. Ta ki bu seneye kadar. Ben alerjik riniti çocukluk çağlarında başlayan bir sorun olarak biliyordum. Çünkü çevremde bu problemi yaşayan kim varsa, teşhis hep çocukluk döneminde konmuştu.

Bu sebeple 30’lu yaşlarımda ilk kez polen sezonunda yoğun hapşırık, burun akıntısı/tıkanıklığı, gözlerin akması ve dışarı çıkınca nefes almakta zorlanma gibi belirtiler yaşayıp da doktora gittiğimde alerjik rinit teşhisi alınca çok şaşırdım.

Biraz araştırma yapınca, sonradan alerjik durumlar yaşayan çok fazla insan olduğunu gördüm. Hatta konuyla ilgili araştırmalar da var. Uzmanlar, özellikle son 20 yılda alerjik hastalıkların görülme sıklığında ciddi bir artış olduğunu söylüyor. Öyle ki, alerjik hastalıklar artık ‘çağın en büyük sağlık sorunlarından biri’ olarak tanımlanıyor.

Alerjik hastalıkların artışının altında ise günümüzün en büyük problemleri olan hava kirliliği ve küresel ısınma yatıyor. Öte yandan alerjik hastalıklara müdahale edilmezse ileride astıma dönüşebiliyor.

Hava kirliliği sadece insanları etkilemiyor, polenin kendisini de daha ‘alerjenik’ hale getirebiliyor” diyen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ela Araz Server, ‘sessiz salgın’ olarak da adlandırılan ajerjik hastalıklar hakkında önemli bilgiler verdi.

YENİDOĞANLARDA BİLE GÖRÜLÜYOR… PEKİ NEDEN?

“Alerjik hastalıklar son 20 yılda arttı deniyor, peki rakamlar ne söylüyor?” sorusuna Prof. Dr. Ela Araz Server, “ABD verilerine göre solunum yolu alerjilerinde görülme oranı 2009–2011 döneminde yaklaşık %17, iken bu oran 2024 verilerinde %25,2’lere çıkıyor” cevabını verdi ve ekledi:

“Alerjik yatkınlık çoğu zaman ek gıdayla başladıktan sonra görülse de çok daha erken, hatta anne karnında şekillenebiliyor. Annenin gebelikte nasıl bir çevrede yaşadığından tutun da doğum şekline kadar bebek alerjiye yatkınlık açısından etkilenir. Bazı çalışmalar sezaryen ile doğan çocuklarda alerjiye yatkınlığın daha fazla olduğunu söylüyor. Ayrıca genetik yatkınlık, çocuğun erken yaşta maruz kaldığı çevresel koşullar da etkilidir.”

Çağımızın görünmez tehdidi Uzmanlar ona ‘sessiz salgın’ da diyor... İleri yaşlarda bile ortaya çıkıyor

ALERJİ GENETİK Mİ?

“Anne-babada alerji yoksa çocukta risk yaklaşık %10–20, bir ebeveynde varsa risk yaklaşık %20–40, iki ebeveynde varsa yaklaşık %40–80’dir” diyen Prof. Dr. Ela Araz Server şunları söyledi:

“Alerjiyi sadece genetik geçişli olarak düşünmemek lazım. Çevresel faktörler de genlerimizi etkiliyor. Davranışlar ve çevresel faktörler temel DNA dizisini değiştirmeden genlerin çalışma şeklini etkileyebilir. Çevresel faktörleri ise hava kirliliği, sigara maruziyeti, mikroplastikler, işlenmiş gıdalar, obezite, bağırsak mikrobiyomu değişimi, daha az doğal çevre teması olarak sıralayabiliriz.”

İLERİ YAŞLARDA DA ORTAYA ÇIKABİLİYOR

Prof. Dr. Server, “Alerji sadece çocukluk hastalığı olmak zorunda değil. Hayatı boyunca hiç belirgin hassasiyeti olmayan biri 30’lu, 40’lı hatta daha ileri yaşlarda alerjik olabilir. Bağışıklık sistemimiz yaşamımız boyunca değişikliğe uğrayabilir. Kişi yıllarca alerjene maruz kalıp semptomsuz olabilir ama bir noktada tolerans bozulabilir. Yeni çevresel faktörler, hava kirliliği, viral enfeksiyonlar, hormanal değişiklikler gibi faktörler bu dengeyi bozabilir” dedi.

Hamilelik döneminden itibaren alınacak önlemlerle alerjik hastalıkların tamamen önüne geçemeyiz ama belki riski azaltabiliriz. Bunun için de gebelikte sigara ve dumandan kaçınmak, dengeli ve çeşitli beslenmek, gereksiz antibiyotik kullanmamak, anne sütü vermek, ek gıdayı geciktirmemek, bebeği aşırı steril ortamda büyütmemek, hava kirliliği ve yoğun küf gibi zararlı maruziyetleri azaltmak yardımcı olabilir.

Prof. Dr. Ela Araz Server

‘FAZLA TEMİZ’ ORTAM ALERJİYE DAVETİYE Mİ ÇIKARIYOR?

Çocuklarımızı ‘fazla temiz’ büyütmek bağışıklık sistemini tembelleştirip alerjiye davetiye mi çıkarıyor? ‘Toprakla oynamak bağışıklığı güçlendirir’ tezi tıbben ne kadar doğru?

Prof. Dr. Server, bu tezin kısmen de olsa doğru olduğunu söyledi ve ebeveynlere şu uyarılarda bulundu:

“Mikrobiyal çeşitlilik ve erken yaşam mikrobiyom gelişimi diye bir yaklaşım var. Yeterli mikrobiyal çeşitlilik olmazsa bağışıklık sistemi polen, gıda proteinleri, akarlar gibi zararsız maddeleri tehdit sanabiliyor. Çok steril ortamda büyüyen çocuklarda mikrobiyal çeşitlilik az oluyor. Ama yine de bundan kirli ortamda çocuğu tutmak anlamı çıkarılmamalı. Makul bir hijyenik ortamda tutmak en doğru olanıdır.”

Çağımızın görünmez tehdidi Uzmanlar ona ‘sessiz salgın’ da diyor... İleri yaşlarda bile ortaya çıkıyor

HAVA KİRLİLİĞİ POLENLERİ DE DAHA ALERJENİK HALE GETİRİYOR

Şehirde yaşayanların kırsaldakilere göre daha fazla risk altında olduğundan bahseden Prof. Dr. Ela Araz Server, “Çiftlikte büyüyen çocuklarda astım ve atopi oranlarının daha düşük olduğunu gösteren oldukça fazla çalışma var. Hava kirliliği insanda epitel bariyerini bozuyor, oksidatif stres yaratıyor, inflamasyonu artırıyor, bağışıklık sistemini daha hassas hale getiriyor” dedi ve ekledi:

Hava kirliliği sadece insanları etkilemiyor, polenin kendisini de daha ‘alerjenik’ hale getirebiliyor. Özellikle dizel egzoz partikülleri, ozon, nitrojen dioksit, endüstriyel kirleticiler polenin yüzeyine bağlanabiliyor veya bitkide stres yanıtı oluşturabiliyor.”

İklim değişikliği alerji sezonunu uzatıyor ve bazı polenleri daha güçlü hale getirebiliyor. Daha sıcak hava ve artan CO₂, bitkilerin daha erken çiçek açmasına, daha uzun süre polen üretmesine ve bazı türlerde daha fazla polen salmasına neden oluyor. Hava kirliliği de polenlerin alerjen proteinlerini artırabiliyor. Sonuç olarak gelecekte özellikle şehirlerde daha uzun, daha yoğun ve daha ağır geçen alerji sezonları bekleniyor.

Prof. Dr. Ela Araz Server

EN YAYGIN BELİRTİLER

Alerjk rinitin en yaygın belirtileri polenizasyon sezonunda ortaya çıkan hapşırık, sulu burun akıntısı, burun kaşıntısı, tıkanıklık, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı oluyor. Daha şiddetli olduğunda öksürük ve hırıltılı solunum olabiliyor. Alerjik riniti olan kişilerde astım gelişme riski ise toplum ortalamasından daha yüksek seyrediyor.

İŞTE KORUNMA YOLLARI

Prof. Dr. Server alerjik hastalıkları tamamen önlemenin mümkün olmadığını ancak bazı önlemlerle semptomları azaltabileceğimizi söyledi:

“Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde dışarıda uzun kalmamak, rüzgârlı günlerde pencereyi uzun süre açık bırakmamak, eve gelince kıyafetleri değiştirmek alabileceğiniz önlemlerin başında geliyor. Kullanılan ilaçlar da şikayetleri azaltıyor. Tedavi edebilmenin tek yöntemi ise alerji aşısı diyebilirim.”

Kardeş haber kaynak:https://gundengunenews.com/2026/05/22/hic-alerjim-yok-demeyin-modern-dunyanin-yeni-tehdidi-sonradan-gelen-alerji/

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/aile/cagimizin-gorunmez-tehdidi-uzmanlar-ona-sessiz-salgin-da-diyor-ileri-yaslarda-bile-ortaya-cikiyor-43176207

Görsel: https://www.hurriyet.com.tr/aile/cagimizin-gorunmez-tehdidi-uzmanlar-ona-sessiz-salgin-da-diyor-ileri-yaslarda-bile-ortaya-cikiyor-43176207

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir